BİR MASALIN ARDINDAN
Sevr’in imzalandığı gündür bugün
Yok, yok öyle düşündüğün gibi değil
Bir hayal ülkesidir anlatacağım
Yaşadığın sürece hayallerde
Zaten ilgilendirmez seni de
Zamanın birinde, dünya denen alemde bilinir mi bilmem
Koca bir imparatorluk varmış.
Yüzlerce yıl zaferlerle kıtalararası koşturduğu atların
Nal seslerinden duyduğu ezgilerin yaşarlarmış özgüveni içinde
Uyduramadıkları ayakları gerisinde kalınca yılların
Uyanmışlar geç de olsa başlamışlar çırpınmaya
Değişen zaman değişen hız, gelişen bilim ve bakış
Kurt kocayınca olurmuş köpeklere maskara dermiş Ata’sı
Yarını görmeyen sırtüstü yatanla aydınlanmaz yarınlar
Bilmez misin a oğul geçmiş rüzgara yelken açılmaz
Köklü çınar olsan da kurt girdi mi içine başlarsın için için çürümeye
İçinden çıkamadığı günlere sürüklenmiş o koca imparatorluk
Dost görünen düşmanlar, yağcılar dalkavuklar
Her milletten cariyeli haremlikler
Niteliksiz, basiretsiz, soluk kişiliklerin renk vermeye çalıştığı
Çırpındıkça batan, dümensiz gemi gibi dalgalara kapılan
Karanlıkların daha da karardığı fırtınadan
Belli ki sonbahar bitmiş, karakış kapıdaymış.
Saltanat gittikçe küçülen toprakta, son nefesini verirken
Paramparça olmuş bedende sülükler kan emerken
Dağıtılan ülkenin yok edilen umudu
Kemale ermiş bir filizle yeşermeye başlasa da
Dışarıdan saldıran çakallardan çok, içeriden kemirgenler
Kurtulmak için yanan ışığı, söndürme çabalarından kalmazlarmış geri.
Bir cesur yürekli kadın; kardeşlerim diyormuş, karanlığın hiç
Bitmeyecek sanıldığı anlar, aydınlığa en yakın saatlerdir.
İnanç dolu yürekler, iman dolu göğüslerde heyecan yaratmaya,
Her adımda daha kararlı şimşek çakan gözlerle O kemale ermiş
Filizin dallarını yeşertmeye, yalın ayak açık baş koşuyormuş inançla
Yanmış yıkılmış ülkede yeni umut kaynağı filiz kök salmaya
Başlamış başlamasına da ne dertler azalır ne çileler bitermiş
Koca imparatorluk masada can veren hasta gibi kalkamamış masadan
İşgaller, talanlar yangınlar yerine döndürmüşler leş kargaları gibi
Çöktükleri ülkenin üzerine.
İnançla, akılla, bilgiyle ille de vatan sevgisiyle yürümek mi
Koşarcasına sancağın altında zafere,
Dünyanın önünde saygı duyduğu böyle bir lidere
Az zamanda çok ve büyük işler başardık dediğinde
Bağımsız bir devlet, onurlu bir millet umut dolu gelecek
Ortamında her gün yeni bir adım ve dünyanın imrendiği
Vatan sevgisinde birleşen ellerin yücelttiği güzel günlere atılan adımlar…
Kurtarıcı denilen o büyük insan göçünce bu dünyadan
Kapıdan kovdukları girmiş ülkeye bacadan
Adım adım nakış gibi işleyerek girmişler içlerine,
Gün gelince karanlık ruhlarını çıkarmışlar mağaralarından
Bize bir şey olmaz hastalığına tutulmuş bu gencecik devleti yönetenler
Altın tasta sunulur zehir sözünden almamışlar ders
Bir bir kayan yıldız gibi kazanımlar kaymış tarihin çöplüğüne
Değersizleştirilmiş kurucu ilkeler, saldırılar başlamış geçmişine
Teknik bilim alındıkça dışarıdan, gelince rahat yaşam
Bağlandıkça dışarıya alışkanlıklar uyuşturmuş
Gel zaman git zaman her yönden bağlanmışlar vaktiyle
Sömürüp paylaşmak isteyenlere
Öyle ki kör olmuş hepsi dönen filmlerden, değişen gündemlerden
Şaşkına dönmüş millet
Yok kemale ermiş yeni bir filiz mi arasak,
Bize bir şey olmaz deyip yeniden uykuya mı dalsak.
Koşalım avutanların tatlı masallarına ne kadar güçlü ne kadar özel
Dönelim gerçeklerine ülkenin ne kadar acı ne kadar acı
Bu masal bitince aklıma geldi:
Biz de mi böyleydik de tarihe gömdük on altı imparatorluğu
Bil ki bir can giderse gelmez geri
Her can birbirinden değerli diyecek, toprağına taşına
Ekmeğine bayrağına aşına
Komşunun akan gözyaşına benimdir diyecek yürekler
Yarınlarda atasına yakışır özgür bireyler
Bağımsız devlet, onurlu geçmiş aydınlık gelecek
Diyecek çelik bilekli yürekler…
Ne duruyorsun ne bekliyorsun
Bakma sağa sola beklenen sensin.
10.08.2026

BİR CEVAP YAZ